Röportaj/Vatan

    Kavakçı, AKP'ye türban yasağını kaldıramadıkları için öfkeli değil. Arınç'ın "Yasağın kalkmasını sabırla
bekliyorum" sözleri için şöyle diyor: Yeşil ışık olarak kabul ediyorum...


Son dönemde Washington'da, Türkiye'deki "din ve vicdan özgürlüğü" konusu farklı kişi ve kurumlar tarafından masaya yatırılıyor. Esas olarak Türkiye'deki gayrimüslimlerin sorun ve taleplerinin dile getirilmesini hedefleyen bu toplantılarda türban sorunu da ele alınıyor ve konuşmacı olarak hep aynı isim çağrılıyor: Eski FP İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı.

Milletvekili olduğu dönemlerde bütün çabalarıma rağmen Türkiye'de görüşme imkanı bulamadığım Kavakçı'ya Washington'da ulaşmam çok kolay oldu. Kendisiyle misafir öğretim üyesi olarak görev yaptığı George Washington Üniversitesi'nde görüştüm. Açıkçası, alabildiğine sakin ve uzlaşmacı, yani Amerikalılar'ın deyimiyle "cool" bir Merve Kavakçı ile karşılaştım.

Kavakçı, üzerine yapıştırılmış olan "provokatör" imajından sıyrılmak amacıyla olsa gerek, birçok sorumu uzun uzun düşünüp öyle cevaplandırdı. Bush yönetiminin İslam'a ve Müslümanlar'a karşı politikalarını eleştirirken veya başörtüsü davasını savunurken bile çok ılımlı ve ölçülü cümleler kurmaya çalıştı.

Kavakçı AKP ile gönül bağı olduğunu söylüyor. "Siyasi büyüklerimize saygım sonsuz, ama FP'nin misyonunu AKP taşıyor. İsterim ki AKP halkın istediklerine cevap verebilsin. Kendilerini gönülden destekliyorum" diyor.

Tüm dünyada artan Amerikan karşıtlığının sadece Türkiye'ye özgü bir şeymiş gibi gösterilmek istendiğini, bunun da "AKP'yi başarısız duruma düşürmek isteyen iç ve dış mihrakların işi" olduğunu düşünüyor.

Arınç yeşil ışık yaktı
Kavakçı, AKP Hükümeti'ne türban yasağını kaldıramadıkları için asla öfkeli değil. Başbakan Erdoğan'ın, en azından kendi kızlarını nedeniyle sorunu yakından bildiğini hatırlatıyor. Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın VATAN'a söylediği "Yasağın kalkmasını sabırla bekliyorum" sözleri için ise şöyle konuşuyor:

"Sayın Arınç bizleri umutlandırdı. Onun bu sözlerini bir yeşil ışık olarak kabul ediyorum. AB yolunda hızla çok önemli reformlara imza atan Türkiye bu sorunu da kısa sürede çözecektir."

Kavakçı'ya başörtüsünün sadece üniversitelerde mi serbest bırakılmasını istediklerini soruyorum. Açık bir şekilde ilk ve orta dereceli okullarla devlet dairelerinde başörtüsünün serbest olmasını savunmuyor ama "Başörtüsü takma hakkını dar kapsamlı tutarsanız tam anlamıyla vicdan özgürlüğünü gerçekleştiremezsiniz" demeyi de unutmuyor.

Liseli başörtülüler
"Eğer başörtüsü yasağı olmasaydı hiçbirimiz buralara gelmek veya uzun süre yaşamak istemezdik" diyen Kavakçı'ya göre ABD'de okuyan başörtülü Türk kızların sayısı hayli fazla ama ülkenin dört bir yanına dağılmış oldukları için dikkat çekmiyorlar. Bununla birlikte başörtülülerin en çok Avusturya, ardından Kanada'ya yöneldiklerini belirtiyor. Hatta Kanada hükümetinin, 11 Eylül 2001 öncesinde çok sayıda Türk kızına, başörtülü oldukları için siyasi sığınma hakkı verdiğini ileri sürüyor.

Merve Kavakçı bizi ilginç bir gelişmeden de haberdar ediyor: Başörtüsü yasağı nedeniyle ABD'de lise okumaya gelen Türk kızları. Teksas ve Arkansas eyaletlerinde bu kızların bazılarıyla tanıştığını söyleyen Kavakçı şöyle devam ediyor:

"Tabii bunlar maddi durumu elverişli kızlar. Türkiye'de üniversite sınavına da başörtülü giremeyecekleri için aileleri tarafından yollanmışlar."

"Peki ama aileleri o kadar muhafazakârsa kızlarını tek başlarına ABD'de lise okumaya nasıl yollayabiliyorlar?" diye soruyorum.

Merve Kavakçı'nın cevabı çok kısa: "Bu da Türkiye'deki muhafazakâr kesimin yaşadığı dönüşümü gösteriyor."

Kızım okulun basket takımına kaptan oldu
"Kızlarınız Amerikan hayat tarzına uyum sağlıyor mu?" sorumuzu Merve Kavakçı şöyle yanıtlıyor: "Elbette Türk-Müslüman kimlikleriyle Amerikan hayat tarzının içinde yer alıyorlar. Zaten Amerikan hayat tarzı demek, herkesin kendi kimliğinle tek bir potada erimesi demektir."

Hemen ardından Virginia eyaletinde Lise 2. sınıfa giden kızları Fatima (15) ve Meryem'i (14) şöyle anlatıyor: "Her ikisi de okulda başörtüleriyle basketbol oynuyorlar. Hatta Fatima takım kaptanı ve profesyonel basketçi olmak istiyor. Diğer şehirlerdeki maçlara da gidiyorlar. Ayrıca okulda öğlen namazlarını da kılıyorlar, hem de okul müdürünün odasında. Müdür Bey kızlar gelince bir süre dışarda bekliyor. Okula ilk başladıklarında uygun bir yer talep etmiştik, Müdür Bey 'benim odamda rahatlıkla kılabilirler' demişti ve de öyle oldu."



    Ruşen Çakır
    17.04.2005


           

 Anasayfa | English | Arabic | Medyada | Albüm | Köşe Yazıları | Başörtüsü Köşesi | Ziyaretçi Defteri | Konferanslar 
© 2009 mervekavakci.net